Emziren anneler beslenirken dikkat!

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uzman Diyetisyen Pınar Kural Enç, “Anne sütü alan çocuk ilk 3-4 ayda normal bir gelişim gösterir. Dört aydan sonra büyüme hızı yavaşlamaya başlar. 6. aydan sonra ise bebek ek besinlere başlar.

Gebeliğinde fazla kilo alan anneler, hamileliğin ilk 4 ayını atlattıktan sonra, toparlanma dönemi sonrası diyet yapmaya başlayabilir. Yapılan çalışmalar hamilelik sonrasında emziren annenin, haftada yarım kilo vermesinin, vücut gereksinimleri ve süt salgılanması açısından kendisine herhangi bir zararının olmadığını göstermiştir. Buna göre, hamilelik sonrasında ayda 2 kilo vermek normaldir. Gebelikle alınan kiloya göre, annelerin kilo verme süresi ise kişiye göre değişir. Unutmamak gerekir ki, hamilelikte fazla kilo alındı ise kilo verme sürecini uzun tutmak kiloyu korumanın en önemli adımı olur” dedi.

Hızlı kilo verenler de kas kaybı, yorgunluk gibi belirtilerin yaşanacağını ifade eden Enç, “Kas kaybı, Yorgunluğun yanı sıra baş ağrısı, kan şekerinde düşme, stres, ağız kokusu, kemik mineralizasyonunda azalma gibi kayıplarda olur” diye konuştu.

EMZİREN ANNENİN SIVI ALIMINI ARTTIRMASI GEREKİR 

Günlük alınan toplam sıvı miktarı yaklaşık 3000 ml olması gerektiğine dikkat çeken Enç, “Bu miktar pratik ölçüler ile 12 su bardağı su, süt, ayran, hoşaf, komposto, limonata, şerbet ve meyve suları şeklinde olabilir.
Çay ve kahve gibi içecekler ise süt verimini azaltır. İçecekler için diğer alternatifler ise bitki çayları olabilir.

Ihlamur, nane, papatya, kuşburnu gibi bitki çayları içilebilir.

Şeker enerji kaynağı olarak boştur ancak pekmez kan yapar. Şeker yerine tatlı olarak pekmez yenmesi, kansızlığa karşı alınacak tedbirlerden biridir. Kalsiyum yönünden zengin olan süt, yoğurt ve peynir gibi besinler, diyetisyenin belirttiği miktarlarda, düzenli olarak tüketilmelidir. Her gün 1 adet yumurta ve 1 porsiyon etli sebze yemeği veya kuru baklagil yenmelidir. Yemeklerde margarin ya da tereyağıyla değil zeytinyağı, mısırözü, soya, ayçiçek yağının kullanılması gerekiyor” ifadelerini kaydetti.

Kuru fasulye, nohut, mercimek ve bulgur karışımı yemeklerin portakal, mandalina, domates, maydanoz, yeşil biber, taze soğan gibi C vitamini yönünden zengin sebze ve meyvelerle birlikte tüketilmesi gerektiğini kaydeden Enç, “Bireysel özelliklere göre, gaz yapıcı besinler bu grubun içinden çıkarılabilir. Vitamin yönünden zengin sebze ve meyveler, diyetin her öğününde olmalıdır. Kuru meyveler ve kuru yemişler, yoğun enerjileri yanında, demir ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir. Ağırlık kontrolü de yapılarak, bu besinler tüketilebilir.

A, C, K vitaminin ve potasyumdan zengin oluşunun yanı sıra önemli ölçüde su ve karbonhidrat gereksinimini de karşılar. İçerdiği antioksidan maddelerden dolayı bağışıklık sistemi için çok önemlidir. Günde 3-4 porsiyon meyve ve 2-3 porsiyon sebze tüketin. Antioksidan vitaminler ve biyoaktif bileşenlerce zengin olan sebze ve meyvelerden her gün en az 5 renk yemeğe çalışın.

Çünkü sebze ve meyvelere rengini veren maddeler, sağlığımız için çok önemli bileşenler içerirler” açıklamalarında bulundu. Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine, taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonataların tercih edilmesi gerektiğini belirten Enç, “Yağlı et ürünleri, tavuğun derisi, kızartmalar, direkt kömür ateşinde pişmiş etler sağlığınıza zarar verdiği gibi çok da kalorilidir. Fazla protein alımı, sanılanın aksine süt yapımını artırmaz. Aksine fazla kalori alımına ve böbreklere aşırı yüklenilmesine neden olur” şeklinde konuştu.