Ailesinde kanser olanlar ne yapmalı?

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Prof. Dr. Serdar Saydam, birinci derece yakınlarında veya ailesinde ikiden fazla kişide meme kanseri öyküsü olan kadınların mutlaka onkolojik açıdan genetik danışmanlık almaları gerektiğini söyledi. Saydam, “Angelina Jolie’de kanser yoktu; ancak BRCA1 geninde mutasyon vardı. Riski azaltmak için memenin içi boşaltıldı” dedi.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalında görevli Prof. Dr. Serdar Saydam, meme kanserlerinin genetik geçişli türleri olduğunu belirtti. Bu oranın yaklaşık yüzde 8 civarında olduğunu, bu grupta yer alan hastalara tarama ve yapılacak işlemler anlamında daha farklı yaklaştıklarını ifade eden Saydam, “Diyelim ki ailede genetik geçişli bir meme kanseri var. Bu durumda ailedeki kız çocukları ve kız kardeşler risk altındadır. Normal bir kadında meme kanseri riski yüzde 8 iken, ailesinde meme kanseri öyküsü olanlarda risk yüzde 50’ye kadar artmaktadır; ancak genetik mutasyon saptanan hastalarda bu oran yüzde 85’e çıkmaktadır. Örneğin, Angeline Jolie böyle bir riskinin ortaya çıkması üzerine ameliyat oldu. Operasyonda memelerinin içi boşaltıldı ve protezler yerleştirildi. Bu durumda kanser riski yüzde 85’den yüzde 3-5’e kadar azalmaktadır. Ailesel meme kanseri öyküsü olan kadınları, 40 yaşından önce taramaya başlıyoruz. Taramada risk altındaki hastalar genç olduğu için standart tetkiklerimize MR yöntemini de ilave ediyoruz” diye konuştu.

 

GENETİK DANIŞMANLIK ALINMALI

Genetik kanser geçişleri hakkında bilgi veren Dr. Saydam, “Her şeyden önce hastadan tıbbi genetik uzmanından genetik danışmanlık almasını istiyoruz. Genetik danışmanlık, genetik düzensizliklerin temelini ve kalıtımını inceleyerek hasta veya riskli bireyleri belirleyebilmek için bize yardımcı oluyor. Ailede 50 yaşından önce kanser olan ya da agresif seyreden kanser türlerinde, aynı kişinin iki memesinde birden meme kanseri varsa genetik danışmanlığı muhakkak öneriyoruz. Ailede üç veya daha fazla bireyde meme, yumurtalık veya pankreas kanseri varsa ya da hızlı seyirli prostat kanserleri varsa bu kişiler de danışmanlık almalıdır. Meme kanseri olan kişide mide kanseri varsa bunlar da muhakkak genetik danışmanlık almalıdır” şeklinde konuştu.

Saydam, bahsedilen hastalara öncelikle BRCA1 ve 2 testlerini uyguladıklarını belirterek bu testlerin bireylerin hem kendisi için hem de diğer aile üyeleri için olduğunu belirterek, “Diyelim ki genetik geçişli bir kanser. O zaman diyoruz ki memenin içini boşaltalım ve hatta yumurtalıkların alınması da gerekli olabilir diyoruz. Genetik geçişli değilse bırakabiliriz. Risk taşıyan bireyde bile risk varsa da memelerin içi boşaltılabilir. Angelina Jolie’de kanser yoktu; ancak BRCA1 geninde mutasyon vardı. Riski azaltmak için memenin içi boşaltıldı. Meme kanseri, multifaktöriyel dediğimiz sadece genetik faktörlerin değil, çevresel faktörlerin de etkileriyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bazı durumlarda genetik etki hastalığın ortaya çıkışında çok önemli bir faktördür. Özellikle ailede ikiden fazla nesilde kanser varsa ya da bir nesilde iki veya daha fazla kanserli birey varsa, kişi genç yaşta tanı aldıysa ya da birden fazla kanseri varsa mutlaka genetik yatkınlık açısından değerlendirilmelidir. Ailesinde gen testi ile meme kanserine neden olan gendeki değişiklikler saptanan kişiler ve yakınları da genetik danışma alarak risklerini öğrenebilirler. Meme kanserinde genetik danışma ülkemizde tıbbi genetik uzmanları tarafından verilmektedir” ifadelerini kullandı.