İçişleri Bakanı Soylu, Yibo Konteyner Kentinde Yaşayan Suriyeli Bayırbucak Türkmenlerini Ziyaret…

İçişleri Bakanı Soylu, Yibo Konteyner Kentinde Yaşayan Suriyeli Bayırbucak Türkmenlerini Ziyaret...
İçişleri Bakanı Soylu, Yibo Konteyner Kentinde Yaşayan Suriyeli Bayırbucak Türkmenlerini Ziyaret...
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İçişleri Bakanı Süleyman Aristokrat, Suriye’nin İdlib kentindeki durumla ilgili, “Bizim derdimiz insaniliğimizdir. Bu konudaki iddiamızı da devam ettiriyoruz. Bundan da vazgeçmeyeceğiz. Oradan saldırılarla başlayacak bir göç dalgasının sorumluluğu bize ait değildir. Bu da açık ve nettir. Biz bu insaniliğimizden vazgeçmeyeceğiz.” dedi.

Asilzade, İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Göç İdaresi Genel Müdür Vekili Abdullah Ayaz, Yıkım ve Acil Şart Yönetimi (AFAD) Başkanı Mehmet Güllüoğlu, AK Parti İstanbul Milletvekili Alev Dedegil ve eşi Hamidiye Aristokrat ile Hatay’ın Yayladağı ilçesindeki YİBO konteyner kentinde yaşamış Suriyeli Bayırbucak Türkmenlerini ziyaret etti.

Burada Yayladağı Kaymakamı Ömer Faruk Yüce’den çalışmalar hakkında brifing alan Bakan Asilzade, daha sonra konteyner kentin yöneticileriyle basına kapalı mülâkat yaptı.

Aristokrat’nun görüşmesi takriben 1,5 saat sürdü.

Röportaj esnasında Aristokrat’nun eşi Hamidiye Soylu da konteyner kentteki kütüphanede bulunan çocuklarla buluştu.

Suriyelilerin geri dönüşü

Soylu, görüşmenin arkasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Suriye’deki yerlerinden ve yurtlarından edilen Bayırbucak Türkmenleri ile bir araya geldiğini hatırlattı.

Yayladağı’ndaki bu kampta 4 bin 500 Bayırbucuk Türkmeni’nin kaldığını bildiren Aristokrat, şöyle devam etti:

“Yaklaşık 7 yıldır buradalar. Bir taraftan Türkmen Dağı’na ve topraklarına buradan hasretle bakıyorlar. Şu rakamı Türkiye’ye atamak isterim; 255 bin 300 Suriyeli kardeşimiz son iki yılda geri döndü. Aramak ki orada eğer refah sağlanırsa kendi topraklarının özlemi içerisindeler. Bunun 160 bini Fırat Kalkanı bölgesinde devletimizin ortaya koymuş olduğu o huzur hattı oluştuğu anda geri döndü. Seslenmek oysa orada eğer rahatlık sağlanırsa kendi topraklarının özlemi içerisindeler. Bunun 160 bini Fırat Kalkanı bölgesinde devletimizin ortaya koymuş olduğu o rahatlık hattı içerisine oluştuğu anda geri döndü. 60 bini geçen yılın hem ramazan hem kurban bayramında geri döndü. 53 bini de bu kurban ve ramazan bayramlarında geri döndü. Gönüllü geri döndü ve orada kaldılar. Elbetteki Türkiye’de bugün 3 milyon 550 bin Suriyeli kardeşimiz söz konusu, yaşıyor. Bunun 185 bini bugün kamplarda. Biliyorsunuz 220 bini kamplardaydı ve bunun 35 binini daha kamplardan normal yaşantıya aldık çünkü bu kampların bir bölümü çadır kamplardı ve bundan böyle sürelerini, zamanlarını doldurmuşlardı. Gayet insanı koşullarda tüm dünyanın da hayranlıkla takip ettiği koşullarda bunu sağlıyoruz.”

Aristokrat, istatistiki bilgileri paylaşarak, “2015 yılında Türkiye’den, batı sınırlarımızdan Yunanistan’a geçen, kaçan düzensiz göçmen sayısı sıradan günde 6 bin 800’dü. Bugün ise 79 civarında. Aslen dünyaya ait görevlerimizi de komşularımıza ait görevlerimizi de ve aynı milletten olan insanlara ait görevlerimizi de benzer ölçüde yerine getiriyoruz.” dedi.

İdlib konusunda değerlendirmelerde bulundu

Asilzade, Suriye’deki iç savaş nedeniyle Türkiye’nin dünya tarihinin en manâlı göç olaylarından birisiyle aleyhinde karşıya kaldığını vurguladı.

Bakan Soylu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu millet büyük bir başarının altına, tarihi başarının altına imza atmıştır. Bugün de tekrar benzer mesele, İdlib ve çevresinde oluşturulmaya çalışılıyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ve devletimiz bu konudaki tavrını hem toplantılarda ayrıca dünyaya seslenmelerinde keza de değerlendirmelerinde açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Bizim derdimiz insaniliğimizdir. Bu konudaki iddiamızı da devam ettiriyoruz. Bundan da vazgeçmeyeceğiz. Oradan saldırılarla başlayacak bir göç dalgasının sorumluluğu bize ait değildir. Bu da açık ve nettir. Biz bu insaniliğimizden vazgeçmeyeceğiz. Gerekli tedbirlerimizi de aldığımızı burada anlatmak isteriz ve inanıyoruz ama artık bu dünyayı da Türkiye’yi de orada yaşamış insanları da zora sokan bu tutum modellerinden vazgeçilsin isteriz ve umudumuz odur fakat son dakikaya kadar değerlendirmemiz odur ama vazgeçilecektir inşallah.”

Dünyada kuvvet uygulamak isteyen ülkelerin arenasının mazlum insanların memleketleri olmaması gerektiğine değinen Soylu, bunun bu dek açık ve net olduğuna dikkati çekti.

Burada gücün yalnızca silah ve parayla sağlanabilecek bir hadise olmadığını aktaran Asilzade, şunları açıklama etti:

“Gücü, mazluma da veren milletlere de veren Allah’tır, biz buna inanlardanız. Onun için biz sabırla insani olarak üzerimize düşeni gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Çok başarılı bir göç yönetimi ortaya koyduk, okulundan sağlığına kadar, işinden barınmasına dek. Bunu da devam ettiriyoruz, Bunu istismar etmeye çalışanlar oldu. Türkiye içerisinde istismar etmek isteyenler oldu. Biz kurtuluş mücadelesinde, İstiklal Harbi’nde bize hangi milletlerin kollarındaki bilezikleri satarak gönderdiklerini, bugün hürriyetimizin bir bölümünü de onlara borçlu olduğumuzu biliyoruz. Biz dününü unutan bir halk müziği değiliz, nesepsiz, soysuz bir ahali de değiliz. Biz aristokrat ve asil milletiz, ne dünümüzü unuturuz ne bize yardım edenleri unuturuz ne aynı cephede birlikte uğraş ettiklerimizin torunlarını unuturuz ne de para, mülk, mal bize dinimizi, inancımızı, kimliğimizi unutturur. Tarihimizi de unutturmaz.”

“İşin tiyatrosundalar bunu cümbür cemaat bilmektedir”

Bakan Asilzade, öteki ülkelerin Suriye konusundaki politikalarını eleştirerek, “Gittiğimiz tüm uluslararası toplantılarda tüm güya büyük ülkelerin temsilcilerinin, Suriye meselesi konuşulduğu vakit başları öne eğiktir. Çünkü, dudaklarından söyledikleriyle yaptıkları aralarında büyük bir tenakuz ve ölçüsüzlük laf konusudur. İşin tiyatrosundalar bunu cümbür cemaat bilmektedir.” dedi.

Türkiye’nin sadece kendi topraklarında değil sınırın öbür tarafında ortaya koyduğu iradenin de açık olduğunu gösteren Asilzade, şunları kaydetti:

“İnşallah bu süreç, elbetteki arzu ettiğimiz ölçüde neticelenecektir ve orada rahatlık ortamı olduğu andan itibaren de nasıl Fırat Kalkanı bölgesinde bir geri dönüş laf konusu olmuşsa benzer şekilde oradaki yani şu anda verdiğim rakam 253 bin, aynı şekilde oradaki her huzura kavuşan bölgeler gibi geri dönüş söz konusu olacaktır, Allah yardımcımız olacaktır İnşallah.” dedi.

Aristokrat, konuşmasının gerisinde çocuklara armağan dağıttı, Türkmen ailelerin konteynerlerine misafir olarak bir süre onlarla sohbet etti.