SON DAKİKA

Haber Rizem

Nejat Uygur kimdir

Nejat Uygur kimdir
Bu haber 10 Ağustos 2018 - 11:54 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Bugün hepimizin babası Nejat Uygur ’un sonsuzluğa uğurlanışının sene dönümü. Her Zaman kahkahalarla anılmak isteyen bir adam olarak doğmadı şayet, gülmenin değerini anlaması zamanını aldı. Ama olsun bunu mahsus ve hatta yıllardan beri yaşayan olarak doğdu.

Televizyonda çocuk aklımla bitmiş yayınlarını izlerdim tiyatro gösterilerinin. Tabii şimdi internet daha yaygın kullanılıyor. Lakin ne bileyim, Nejat Baba ’nın hakkında daha detaylı bilgilere ulaşıp, bundan başka hayatını yazma imkânı bulunca kendimi 90 ’lar kuşağından olduğum için keza şanslı hissettim. Dilerim servet bıraktığı kahkahalar bir gün hepimizi sarar.

İyi ki o hoş gönlünle var oldun Nejat Baba!

İyi ama bu dünyadan o hoş kahkahanla geçtin!

İyi ki dünyaya geliş nedenini, sen zamanından önce buldun…

Keyifli okumalar…

Nejat Uygur kimdir

Çocukluğu ve eğitim hayatı

Nejat, 10 Ağustos 1927 ’de Kilis ’te Fikret Naciye Bayan ve Behzat Bey ’in ortanca çocuğu olarak dünyaya geldi. Naciye Hanım öğretmen, Behzat Bey de subaydı.

Babasının görevi dolayısıyla Anadolu ’nun farklı alanlara yönlendirilmiş şehirlerini görerek büyüdü. İlkokula Siirt ’te başladı; Ezine ve İntepe ’de devam ederek tamamladı. Her müsamerede rol alan bir çocuktu. İlkokulu tamamladıktan sonradan, Nejat, ailesinin gezdiği şehirler dolayısıyla ortaokulu Sarıyer ve Çanakkale ’den geçerek Manisa ’da tamamladı.

Farkındalığı yüksek bir çocuktu Nejat. Mesleğine bile karar vermişti, pilot olacaktı. Çocuk aklı, uçmanın gizemini keşfetmiş, bunu bir an önce gerçekleştirmenin peşindeydi. Dahası abisi Zeki Ayhan ’da kapılmıştı bu sevdaya. Bir gün abisiyle karar verdiler; uçacaklardı. Manisa ’da oldukları yıllardı. Yatak çarşaflarını alıp olanca güçleriyle gönder uca bağladı iki kardeş. Planları da hazırdı; yüksek bir yer bulup oradan uçacaklardı.

Gözlerine kestirdikleri, uçmaya yetecek değin gördükleri bir yüksekliğe çıktılar. Tecrübe pilotu şüphesiz abiydi; önce o atlayacaktı. gözü kara Zeki Ayhan, hiç hesapsızca kendini boşluğa bıraktı ve… Yere çakıldı! Abisinin uçacağını büyük bir hevesle bekleyen Nejat da bu görüntü karşı dersini almış bir şekilde abisinin yanına ayaklarını kullanarak indi; Akıllı ’nin ayağı kırılmıştı. Pilotluğun düşündükleri gibi bir şey olmadığına acı bir şekilde karar verdiler böylece…

Nejat ’ın kurduğu hayaller bitmeyecek, bir gün “Nejat Uygur” almak istediğini anlayana kadar başka hülyalara da dalacaktı. Akıllı Ayhan da, Türkiye ’de Deniz Kuvvetleri ’nde Tabip Albayı olacak; emekliliğinden sonra da Amerika ’ya yerleşecek ve meşhur bir beyin cerrahı olarak anılacaktı…

Nejat, 1943 ’te, Sarıyer Halkevi ’nde boksla spor yapmaya başladı. Gelişmek için çırpınan gencecik bedeni ringe çıkmakla yetinmedi; atletizme, sonra su topuna da merak sardı derken aynı zamanda iyi bir at binicisi de oldu.

Bütün bu çocukluk zamanlarından sonra, Nejat, “Hoş Sanatlar Akademisi, Heykel Bölümü”ne girdi. Hâlâ kendini tamamiyle keşfetmiş değildi; mezun olmadı. Onu bekleyen bambaşka bir hayat vardı, hissediyordu.

Nejat Uygur kimdir

İnsanların yüzünü güldürme tutkusu

Nejat ’ın gençlik döneminde herkeste Amerika ’ya gitme isteği çok yoğun bir şekilde seyrediyordu. Nejat uçamamıştı ola ki fakat yüzen bir geminin içinde olabilirdi; Nejat, gemici olabilirdi…

Hiç vakit kaybetmeden bir liman cüzdanı çıkarttı ve gemici oldu. Bu gemicilikte başlayan bir serüvenle Nejat ’ın doğrusu insanların yüzünü güldürmeye tutkuyla bağlanışının hikâyesi olacaktı.

Mesela Panama şilebinde çalıştı. Gemide kimsenin canı sıkılmıyordu; çünkü Nejat oradaydı. Onun anlattığı fıkralar, yaptığı taklitler herkesi öylesine güldürüyordu oysa… Bu gülüşler, Nejat ’ın da içini ısıtıyordu.

Daha Sonra askere gitti. Mekân ve Nejat ’ın görevleri değişiyordu belki, lakin değişmez bir şey vardı: İnsanların yüzündeki gülüş! Nejat, artık ne yerine getirmek istediğine karar vermişti. Nerede olursa olsun, O, defalarca insanları güldüren yüz olmalıydı.

Bu tutku içinde büyüdü, büyüdü, büyüdü ve iri bir tutku oldu…

Nejat Uygur kimdir

Tiyatroya başlarken

Nejat, Sarıyer Halkevi ’nde sadece spora başlamadı; hayatını geçireceği uzun soluklu mesleğinin birincil adımını da burada “Avni Dilligil Tiyarosu”nda attı. Ustalarından bir diğeri de meşhur tuluat sanatçısı “Ahmet Yekta” idi.

Bundan Böyle ne yapmak istediğini biliyordu ve bunun için nerede bulunması gerektiğini de. 1949 ’dakurduğu “Nejat Uygur Tiyatrosu” profesyonel olarak oyunculuk yaşamını başlattı. Ömrümüze ömür katacak kahkahaların yayılmasının da başlangıcıydı bu.

En güzel yanı, onu keşfeden biri yoktu. O, Nejat olarak Nejat ’ın iç dünyasını, kim olduğunu ve daha da önemlisi kim almak istediğini keşfetti. Misal aldığı, çok sevdiği emektar tiyatrocular oldu elbet. Bunlardan en özeli, “İsmail Dümbüllü”ydü. 60 ’lı yıllarda, Şehzadebaşı ’ndaki “Güneş Sineması”nda oynuyordu Nejat. Yılbaşlarında, Ramazan zamanlarında İsmail Dümbüllü, her zaman onu izlemeye kazanç ve takdirini de alkışını da, hatta gururunu da esirgemezdi.

Nejat, Geleneksel Türk Tiyatrosu ’nun içine doğmuş ve onun her bir harfini hissederek yutuyordu. Ailesinin, sevenlerinin, senin, benim, herkesin ondan öğrenecek fazla şeyi vardı ve bu öğretiler gülüşlerle taşındığından asla zamanın içinde kaybolmayacaktı…

Nejat Uygur kimdir

Nejat evlendi

Nejat ve Necla, 1950 ’de evlendi. Bu evlilikten, 13 yıl süren Anadolu turneleri sürecinde, deyim yerindeyse, aslanlar gibi beş oğulları oldu. Onlara, “Ahmet, Süheyl, Süha, Kemal ve Behzat” adını verdiler. Süheyl ve Süha ikizdi.

Nejat, gülüşlerinin verdiği tatla eğlenceli; tiyatro yapmanın verdiği sorumlulukla da otoriter bir babaydı. Bu ince çizgiyi çocuklarına o kadar doğru aktarmıştı ama, çocukları onun sevgisinden katiyen tereddüd etmedi.

Ne şanslı çocuklardı… Bir Takım akşamlar ya plak dinlerler veya film izlerlerdi mutlaka daima beraber. Çocukları haftanın iki üç günü babaları eve film getirecek diye, heyecanla beklerdi. Bazı akşamlar da, ancak buna ve fotoğrafına bayılıyorum, tüm aile kitap okurlardı.

Çocuklukları, kulislerden oyunları izleyerek ve otel odalarında geçti. Oyuncu anne ve babaya sahip almak böyle bir şeydi demek. Bu geçen zamandan daha sonra babasının izinden giden, Nejat Uygur ’un deyimiyle, “Armut ağacının dibine düşmüş” olan çocukları Süheyl ve Behzat oldu. Bugün bilinen ve hala tiyatro yapmaya aralıksız kardeşler…

Nejat Uygur kimdir,

Tiyatronun şiddet olduğu zamanlar

Nejat Uygur ’un tiyatro yolculuğu 60 yıldan artı sürecekti ve bu yıllar öyle kolay, daima gülerek geçemezdi. Hayatın kanuna, insanın doğasına uymazdı bir kere.

Onun tiyatrosu, iki darbe dönemini de gördü. Hatta bir turne sırasında darbe olunca, baktı oysa ekibi aç kalıyor Celal Bayar ’ın maskını yapıp satmaya başladı. Yapmasın da ne yapsındı; sadece soyadını içeren ailesinden sorumluluk sahibi değildi ancak. İyi bir tiyatrocu olarak ayakta kalmanın, iyi bir insan olmanın zorlukları olacaktı elbet.

1974 ’te de İzmir ’delerdi tiyatro için. Kıbrıs çıkarması oldu ve karartma olduğu için bütün tiyatrolar ayrıldı. Lakin Nejat Uygur, tiyatroyu kapatmadı; oyununu mavi ışıkta oynadı. Bu sefer çocukları büyümüş, birer genç olarak yanındalardı, gücünü daha sağlam buluyordu kalbinde. Yeri geldi elbisesini sattı, oyuncuların yevmiyelerini ödedi; katiyen işinin başından ayrılmadı. Çünkü insanların en çok ihtiyacı olan şeyin ne olduğunu biliyordu; tebessüm etmek!

Çocuklarına da, eğitiminden geçen bütün oyunculara da ayırım yapmaksızın benzer öğüdü verdi Nejat Uygur: “Bu işi yapacaksanız elbette pes etmeyeceksiniz; meşakkatli bir iştir”.

Nejat Uygur kimdir

Nejat Uyur görüşü

Komedi, toplumun sorunlarına ve sıkıntılarına değinmenin en etkin yoluydu. Türk Tiyatrosu ’nda hicvin yeri hep oldu; ama Nejat, defalarca daha fazla pencere açıp görmek gerektiğine inandı. Mizahını yapacağın siyasetçi her kimse, o da bu mizaha gülebiliyorsa, işin içinde hakaret yahut tamamdı.

Başka türlüsünü katiyen yapmazdı.

Nejat Uygur kimdir

Televizyonda tiyatro

Nejat Uygur, katiyen bayağı bir oyuncu değildi. Çünkü O, sanata devir niteliğinde yenilikler kazandırdı. Bugün her birimizin severek izlediği televizyon programlarının önünü açan isimdi O. “Evinde Tiyatro” diye girdi söze önce. Televizyonunu açan cümbür cemaat, bilet almada tiyatro izleyebilecekti. Madem bu televizyon denen merete bu dek tez bağlanılmıştı; hiç olmazsa işin rengi kahkahalara boğulsundu.

Ayrıca bundan böyle sinemanın da tiyatronun da yerini almıştı bu televizyon. Idareli imkânlar daraldıkça halk eğlenceyi bu ufak kutuda bulmuştu. Nejat Uygur da, tiyatronun kurtuluş biletinin bu kutuda olduğunu gördü ve televizyona programlar hazırladı.

Keza bir döneme de “Devekuşu Kabare” gibi büyük oyunları video kasetleri damga vurdu. Yeni bir devir başlamıştı tiyatro için. Nejat Uygur, tiyatro formatında televizyon programları ile bir akşam vakti, ailecek dere-çekirdek ya da meyve keyfi yaparken ekrandan yüzümüzü güldürecekti.

Onunla en çok özdeşleşen oyunları ise, “Minti Minti” ve muhakkak “Cibali Karakolu” olacaktı…

Nejat Uygur kimdir

Filmleri

Nejat Uygur, fiilen “efsane” diye anılacak çok iyi bir isimdi. 60 yılı aşkın sanat hayatı baştan başa, 2 kere ABD, 4 defa Avrupa ve 35 yıla yakın da Anadolu turnesi yaptı. Ona göre tiyatro denilen şey yalnızca İstanbul, Ankara, İzmir ’de değil; tekrar, her insana yapılmalıydı. Sonuçta herkesin canı candı, patlıcan değil.

Televizyonda da yine tiyatrodan kopmadan bulundu natürel; lakin sinemada da bulundu. Tunç Başaran ’ın yönetmen koltuğuna oturduğu 1970 yapımı siyah beyaz bir film olan “Cafer Bey”de, başrol oynadı. 1971 ’de “Cafer Bey İyi, Yoksul ve Kibar”da başroldeydi ve bu sefer bir Feyzi Tuna filmiydi. Ardındaki 1974 ’te “Cafer ’in Nargilesi” ile yine başroldeydi ve bu kez bir Fikret Uçak filmi olarak tamamlandı.

2000 ’lere geldiğimizde yaş almış; fakat performansından hiçbir şey kaybetmemiş artist bir sanatçıydı Nejat Uygur. 2004 ’te Yılmaz Erdoğan ’ın “Vizontele Tuuba”sında; 2007 ’de de Mahsun Kırmızıgül ’ün “Beyaz Melek” filminde oynadı.

Nejat Uygur kimdir

Ödülleri

Sanat yaşamı her tarafında 50 ’den artı ödül aldı büyük ustamız, babamız Nejat Uygur. Ben günümüze yakın olanlarından bahsetmek istiyorum.

1998 ’de Kültür Bakanlığı, Nejat Uygur ’a “Devlet Sanatçısı” unvanını bedel gördü, ama bunu kuşkusuz hak etmişti.

1999 ’da “22. Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri ’nde “Belkıs Dilligil Onur Ödülü”nü aldı. Hocasının adının verildiği bir ödül töreninde ödül almak çok onur verici olsa gerekti. 2006 ’da “Kemal Sunal Kültür Sanat Ödülü” gecesinde “En İyi Tiyatrocu” seçildi. 2007 ’de ise, “Altın Kelebek TV Yıldızları Yarışması, Tiyatroya Yardım Yılı Özel Ödülü”nü büyük ustaya uygun fark etti…

Nejat Uygur kimdir

Nejat Uygur öldü

Nejat Baba, 10 Eylül 2007 ’de, beyin damarlarında meydana gelen bir tıkanma sebebiyle vücudunun sol tarafında oluşan kısmi felç geçirdi. Bahşedilen bilgilere göre, sol kolunu hareket ettiremiyor, bacağını ise çok az hareket ettirebiliyordu. Ama konuşması ve yüzünde oluşan kaymaya rağmen gözlerindeki gülüşte bir şey değişmemişti.

daha sonra, bir vakit sonra işte, Süheyl ve Behzat Uygur kardeşler bir açıklama yaparak babanın artık geçmişiyle yaşadığını söylediler. Anneleri Necla Hanım, bir an olsun elini bırakmadı sevgilisinin. Gözlerinin içine defalarca sevgisiyle, aşkıyla baktı…

31 Ocak 2005 ’te hayatını kaybeden İsmail Hakkı Şen ’in cenazesinde ona uzatılan bir mikrofona şunları söylemişti Nejat Baba: “Bir bakmışsınız benim cenazemde diğer sanatçılarla röportaj yapmışsınız. Gün gelecek tüm tiyatro sanatçıları İsmail Hakkı Keyifli gibi, benim gibi ölecek. Tiyatro perdesi üstümüze üstümüze yıkılacak hatta. Seyirci üzülmesin. Ben ve benim arkadaşlarım, onların bütün kederini alıp götürecek. Onlara sadece gülmek kalacak”.

Sonra böyle oldu işte. Nejat Uygur, 18 Kasım 2013 saat 19.57 ’de, solunum yetmezliği sonucu Kavacık ’ta bir hastanede tiyatro perdesinin üzerine örtülmesiyle dünyaya gözlerini kapadı; 86 yaşındaydı. Cenazesi Teşvikiye Camii ’nden kaldırıldı ve Zincirlikuyu Mezarlığı ’na defnedildi.

Söylenecek ne çok kelime var; hepsi gerekli, hepsi manâsız gibi. Şu Anda bütün da onun istediği gibi üzülmek vakti değil sahiden. Bir gün öldüğünde tüm yaşamı baştan başa olduğu gibi yalnızca ailesini değil, bizleri de düşünmüş sonuçta. Şu Anda yalnızca onu hoş hoş anma, dualar gönderme vakti…

Bol gülüşü, doğru kahkahaları, hepimizi düşünen o hoş kalbiyle bir Nejat Uygur geçti bu dünyadan…

İyi ki…

Ve son söz, ustaya ait olsun istiyorum ve kendisinin cümlesiyle iletiyorum:

“Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden, ortancaların da alnından öperim”.

Damla Karakuş

email protected

Anekdot:

Biyografisini okumak istediğiniz kişileri lütfen bizimle paylaşın.


POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER