SON DAKİKA

Haber Rizem

Hakan Çavuşoğlu: AİHM’in Bir Takım Kararları Çifte Standart Taşıyor

Hakan Çavuşoğlu: AİHM’in Bir Takım Kararları Çifte Standart Taşıyor
Bu haber 11 Aralık 2018 - 16:42 'de eklendi ve 37 views kez görüntülendi.

MECLİS İnsan Haklarını Tahlil Komisyonu Başkanı Hakan Çavuşoğlu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) bir takım kararlarıyla ilgili, “Bir Takım kararların çifte standart taşıdığını ifade etmek lüzumlu. Türkiye, AİHM ya da Avrupa Konseyi değerleri bakımından değil, sadece kendisinin insan hakları konusundaki görünümünü ve notunu kuvvetlendirmek için üstüne düşen ne varsa yapmaya devam edecek” dedi.

TBMM İnsan Haklarını Çözümleme Komisyonu Başkanı Çavuşoğlu, DHA muhabirine yaptığı açıklamada insan haklarının; renk, dil, din, mezhep ve sosyal statüden bağımsız olarak tüm insanlığa belli haklar olduğunu belirterek, bunun her insanın haklar bakımından eşdeğer doğduğu anlamına geldiğini söyledi. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler’de (BM) kabul edildiğini andıran Çavuşoğlu, “2. Dünya Savaşı’nda özellikle Nazi yönetiminin uygulamalarıyla ortaya çıkan ağır insan hakları ihlallerinin gelecekte yaşanmaması için az kalsın bütün uluslararası toplumların üstünde ortak durduğu bir beyanname hazırlandı ve 10 Aralık tarihinde bu beyanname onaylanmak suretiyle yürürlüğe girmiş oldu. Her sene 10 Aralık günü İnsan Hakları Haftası olarak kutlanıyor” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’NİN İNSAN HAKLARINDAKİ GÖRÜNÜMÜ ARTI YÖNDE DEĞİŞTİ’

Dünyanın insan hakları anlamında iç açıcı durumda olmadığını kaydeden Çavuşoğlu, şunları söyledi:

“Türkiye’nin özellikle insan hakları bağlamında 2002 yılından beri yapmış olduğu yasal şansın dönmesi, anayasal şartların değişmesi, Avrupa Konseyi’nin değerlerini referans alarak yapmış olduğu uygulamalar Türkiye’nin insan haklarındaki görünümünü pozitif yönde değiştirmiştir. Özellikle 2004 yılındaki Tüzük değişikliği esnasında 90’ıncı maddede bir değiştirme yapıldı. Buna göre, mahkemeler ilgili konularda insan haklarına ilişkin uluslararası anlaşmaları başlıca almaya başladı. O tarihten itibaren yeniden uyum yasaları çerçevesinde Avrupa Konseyi değerleri referans alınmak suretiyle ayrıca demokratikleşme hem esas adalet ve hürriyetler anlamında kayda değer aşamalar kaydedildi. Ama 2010 yılına geldiğinde insan adalet ve hürriyetlerinin standartları, gelişim ve güçlenmesi bakımından dönüm noktası kabul edebileceğimiz bir düzenleme geldi. Bir halk oylaması yapıldı. Anayasa Mahkemesi’ne kişisel kullanım hakkı tanındı. Bireyler insan hakkının ihlal edildiğine ilişkin diğer herzamanki kanun yollarını tükettikten sonradan Anayasa Mahkemesi’ne müracaatları sağlandı. Tüzük Mahkemesi, AİHM’den önce başvurulması gereken etkili bir iç hukuk yolu olduğuna ilişkin mahkemenin kararları var.”

‘TÜRKİYE İNSAN HAKLARI KONUSUNDA ZINDE DURUMDA’

Son 16 yılda yapılan düzenlemeler ve uygulamalar ile Türkiye’nin insan hakları konusundaki  yerini yükselttiğini kaydeden Çavuşoğlu, “Özel mahkemeler kaldırılmış, gözaltı verilmesi için bedensel delil kriteri getirilmiştir. İşkenceye karşısında suçlarda vakit aşımı kaldırıldı. Komisyonumuz 1990 yılında kurulmuştur. Mahkum ve tutuklulara ilişkin bir daha aşağı komisyonumuz var. Göç ve armoni daha alçak komisyonumuz var. Türkiye geldiğimiz noktada insan hakları konusunda yönetmelik altyapısı akımından kayda değer bir mesafe kat etmiş ve dinç durumdadır, 2002 yılından bu yandan. 2010 yılındaki referandum bu noktada kayda değer bir adım. Özel yetkili mahkemeler, devlet güvenlik mahkemeleri kaldırıldı. İşkenceye sıfır müsamaha ilkesi prensibince yapılması gereken yapılıyor. Kolluk memurlarının insan haklarına ilişkin ihlal iddiaları ve uygulamalarıyla ilgili keza disiplin işlemleri keza de suçlarla ilgili işlemlerini saydam şekilde olmasına ilişkin merkezi tescil sistemi, Kolluk Teftiş Komisyonu’yla yapılıyor” dedi. 

‘BAZI KARARLARININ YANLI OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ’

Hakan Çavuşoğlu, AİHM ve Adalet Bakanlığı’nın birlikte gerçekleştirdiği çalışma projesi kapsamında hak mensuplarının AİHM’e giderek, bu konudaki standartları yerinde gördüklerini kaydetti. Çavuşoğlu, AİHM’in bir takım kararlarını hatırlatarak, “AİHM’in bazı kararlarının çifte standart taşıdığını betimlemek lüzumlu. Tartışılabilir kararları. Geçmişte Leyla Şahin kararını varlığını biliyoruz. Özellikle terör suçları bağlamında mevcut durumu şartları nazara almaksızın verilen kararların yanlı olduğuna ilişkin kamuoyunda da bir tenkit konusu oluyor. Biz de yanlı olduğunu düşünüyoruz. Fakat Türkiye AİHM ya da Avrupa Konseyi değerleri bakımından değil yalnızca kendisinin insan hakları konusundaki görünümünü ve notunu takviye etmek için üzerine düşen ne varsa şimdiye değin yaptı ve yapmaya devam edecek” diye konuştu. 

‘İNSAN HAKLARININ KORUNMASI VE GÜÇLENDİRİLMESİ DIŞ POLİTİKADA ÖNEMLİ’

Hakan Çavuşoğlu, insan hakları ihlallerinin ürkütücü boyutlara ulaştığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Savaşlar, din, renk ve cinsiyet temelli ayrımcılık özellikle bütün dünyada İslam karşıtlığının gündelik hayatı Müslüman yoksunlar için gitgide artarak zorlaştırması, gaddarlık ve fena muamele, 100 milyonunu çocukların oluşturduğu 1 milyar civarındaki engellinin varlığı, kadınlara karşın şiddetin ayrıca günlük hayatta yaygınlaşması hem de savaşlarda yıldırıcı bir silah olarak kullanılması, özellikle son yıllarda Avrupa’da kimi ülkelerin Suriyeli mültecilere karşısında tutumları, bazı Avrupa ülkelerinin sığınma taleplerini haklı bir bahane olmaksızın reddi ve zor kullanarak iadeler, Müslüman ve sığınmacı karşıtı gösterilerin yıldan yıla artıyor oluşu, ırkçı ve yabancı düşmanı saldırılara aleyhinde etkin çözüm yolları aranmaması insan hakları ihlallerini, insani ve uygar bir yaşama ahlakı ve hukuku açısından kabul edilemez boyutlara taşımış bulunuyor.

Arakan’da 700 bin civarında Rohingyalı Müslümanın sırf dinlerinden nedeniyle ırksa temizliğe maruz kalmaları, Suriye’deki iç savaş yüzünden nüfusun az kalsın yarısının sığınmacı haline gelmesi, kitlesel insan hakları ihlallerinin en önemlileri olarak öne çıkmaktadır. İnsan haklarının korunması ve güçlendirilmesi dış politika ve milletlerarası bağlamda fazla manâlı bir rol oynuyor. Zira sistemli insan hakkı ihlalleri çoğunlukla çatışma ve krizlerin ilk adımını oluşturuyor.”

‘EVRENSEL BEYANNAMENİN IŞIĞINI CANLI TUTMAK BÜTÜN DEVLETLERİN ASIL GÖREVİ’

TBMM İnsan Haklarını Inceleme Komisyonu Başkanı Çavuşoğlu, ‘Dünya İnsan Hakları Günü’ne yönelik şu mesajı verdi:

“Temel siyasi ve sosyal haklar, insanlığın gelişiminde bir dönüm noktası temsilcilik ediyor. Kültürel çerçevelerden egemen olarak insanın insan olarak sahip olduğu hakların bütün siyasi sistemler göre benimsenmesi ve hayata geçirilmesi, özellikle insanların yaşama hakkı ile her türlü ayrımcılıktan korunduğu, kadınların, çocukların ve engellilerin eşit bireyler olarak yaşayabildiği bir dünyaya fazla ihtiyacımız var. Bu bakımdan 70 sene önce, Nazi tecrübesinin tekrarlanmaması gereği üzerinden bir araya gelen BM ülke temsilcilerinin hazırladığı İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin tüm dünyada ahlaki ve yasal bir referans çerçevesi haline gelmiş olması mutluluk verici bir gelişmedir. Fazla sağcı, içe kapanmacı, İslam karşıtı ve tanıdık olmayan düşmanı siyasi akımların asil eğilim haline gelmeye yüz tuttuğu günümüz dünya siyasi tablosunda Evrensel Beyanname’nin ışığını canlı tutmak, tüm dünya devletlerinin, milletlerarası kuruluşların ve insan hakları kurumlarının ana görevidir.”

– Ankara

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER